İslam Tıp Hukuku
| Yazarlar - Ahmet Yapıcı |
“Her insanın sahip olduğu bazı temel hakları vardır. Hayat hakkı bunların başında gelir. Sağlık ve vücut bütünlüğü hakkı ise hayat hakkına bağlı olarak değer kazanır. Bu haklar her türlü müdahale ve saldırıya karşı din ve hukuk tarafından koruma altına alınmıştır. Ancak zaman zaman şu veya bu sebepten dolayı, insan sağlığında veya beden bütünlüğünde hastalık dediğimiz bazı bozulmalar ortaya çıkabilir.
Böyle durumlarda hastalıkların tedavisi için doktor tarafından yapılacak tıbbi müdahaleler meşru kabul edilmiştir. Ancak doktor tarafından yapılmış olsa bile hastayı iyileştirme amacı taşımayan tıbbi müdahaleler caiz görülmemiştir. Bu anlamda organ nakli, kürtaj, otopsi, protez takma, estetik ameliyatlar, cinsiyet değişikliği, ötanazi, hadım etme, kısırlaştırma ve dağlama gibi tıbbi girişimlerin meşruiyeti öteden beri tartışıla gelmiştir. Bu tartışmaların odağında ise yapılan müdahalenin tedavi amacı taşıyıp taşımadığı yer almaktadır. Tıpta her geçen gün yeni gelişmelerle karşılaşmaktayız. Bu gelişmeler bir takım sorunları da beraberinde getirmektedir. Örneğin, Yanlış tedavi sonucunda hayatını veya bir organını kaybeden hastaya karşı hekimin sorumluluğu nedir? Anne karnında sakat olduğu anlaşılan cenine müdahale edilebilir mi? Estetik ameliyat yaptırılabilir mi? Acılar içinde kıvranan bir hastaya ötanazi uygulanabilir mi? bu sorulardan sadece birkaç tanesidir. Elinizdeki bu eser İslam hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde bu ve benzeri sorunların çözümüne yönelik başlangıç niteliğinde bir çalışmadır.”Yazar, arka kapak yazısında kitabı böyle tanıtıyor. Bu yazımızda 2012’de okuyacağımız kitaplar arasında yer alan bu kitap üzerinde durmak istiyorum. Yazarı Dr. Ahmet EKŞİ, uzun yıllar ilköğretim ve lise ders kitaplarının yazımında görev almış iyi bir eğitimci, akademisyen ve yazar. İslam hukuku alanındaki akademik çalışmaları meyvesini verdi ve günümüz tıp problemlerine İslamî bakış açısı sunan güzel bir çalışma ortaya çıktı. Kitabın her okuyucuya olduğu kadar özellikle ilahiyatçı, din adamı ve sağlık personeli için önemli bir başvuru kaynağı olduğunu düşünüyorum.
Kitapta günümüzde en çok tartışılan otopsi, organ ve doku nakli, protez, dağlama, koruyucu hekimlik, estetik ameliyatlar, cinsiyet değişikliği, ötenazi, kürtaj ve hadım etme gibi tıbbi müdahalelere İslam hukukunun yaklaşımı, anlaşılır bir dille ve temel kaynaklara dayanarak modern içtihatlar ışığında açıklanıyor. Bu yönüyle kitap tıbbi müdahaleler açısından hem doktorların hem de hastaların başvuracağı bir kaynak niteliğinde. İslam Tıp Hukuku bir doktora çalışması. Bu yönüyle ilmî bir değeri var. Kitabın en olumlu yanı dilinin çok sade ve anlaşılır olması. Okuyucuyu sıkmadan okutturacak bir dile sahip. Hukuk (fıkıh) kitaplarının dilinin soğuk ve sıkıcı olduğu dikkate alınırsa bu özellik hiç de yabana atılmamalı.
İslam Tıp Hukuku, üç bölümden oluşuyor:
Birinci bölümde tıbbi müdahale kavramı üzerinde duruluyor. Doktorun tedavi amacıyla yaptığı her türlü müdahale tıbbi müdahale olarak tanımlanıyor. Ardından tıbbi müdahalenin hukuka uygun olması için gerekli şartlar ele alınıyor. Bu şartlar şöyle sıralanıyor:
Kanuni unsur, tıbbi müdahalenin doktor tarafından yapılması, müdahalenin tıp ilmini kurallarına göre yapılması, tıbbi müdahalenin doğrudan ya da dolaylı tedavi amacına yönelik olması, sosyal ihtiyaç, hakkın kullanılması ve hastanın rızası. Ardından hastanın rızası üzerinde duruluyor. Ve bunun tedavi sonucunda doğacak sorumluluklar açısından önemli olduğu belirtiliyor.
Geçerli bir rıza için neler gereklidir? Yazar bu soruya şu şartları sayarak cevap veriyor:
a. Hastanın verdiği rızanın geçerli olması için rızayı verenin ehliyetli olması gerekir. Bu nedenle çocuk ve akıl hastalarının rızası geçerli olmaz.
b. Rızanın serbestçe beyan edilmiş olması gerekir. Yani kişi hata, hile ve baskılardan uzak olarak rızasını beyan etmelidir.
c. Hastanın müdahale hakkında doktor tarafından bilgilendirilmesi gerekir.
d. Rızanın müdahalenin yapılacağı zamana kadar açıklanması gerekir.
Bu şartları açıkladıktan sonra yazar rıza beyanına gerek olmayan durumlar üzerinde duruyor. Ardından da tıbbi müdahaleyle ihlal edilen şahsiyet haklarına değiniyor. Bu başlık altında da hayat, sağlık ve vücut bütünlüğü haklarını açıklıyor.
Kitabın ikinci bölümü ise tıbbi müdahalelerin sınıflandırılmasına ayrılmış. Burada tıbbi müdahaleler hukuka uygun oluşu ve icra yerine göre sınıflandırılıyor. Hukuka uygun olan müdahaleler sünnet, otopsi, organ ve doku nakli, protez, dağlama ve koruyucu hekimlik olarak açıklanıyor. Bu konular işlenirken detaylı açıklamalara yer veriliyor. Hukuka uygun olmayan tıbbi müdahaleler ise estetik ameliyatlar, cinsiyet değişikliği, ötenazi, kürtaj ve hadım etme olarak sayılıyor. Bu konular da detaylı bir şekilde inceleniyor. Örneğin bunlardan ötenazi hakkında modern hukukta ve İslam hukukundaki görüşlere yer verdikten sonra şu sonuca varılıyor:
“İslam’a göre kişinin kendi canına kıyması yasak olduğu gibi tıbbi verilere göre yaşama ümidi kalmamış veya şiddetli acılar hisseden bir insanın yaşamına bir başkası eliyle son verilmesi demek olan ötenazinin de yasak olduğunu yukarıda belirtmişti. Kişinin yaşam destek ünitesinden çekilmesi aşağıdaki şartlar dahilinde hukuka uygun kabul edilebilir.
Yaşam destek ünitesine bağlı bir kişi;
a. Beynin kesin olarak bütün fonksiyonlarını yitirdiğine,
b. Kalbin ve solunumun tamamen durduğuna,
c. Bu durumdan geri dönüşün artık imkansız olduğuna uzman tabiplerce karar verilmesi şartıyla yaşam destek ünitesinden çıkarılabilir. Buna ilave olarak bu konuda hasta yakınlarının dolayısıyla kamuoyunun da yeteri derecede aydınlatılması gerekir.” sh. 123-124.
İcra yerine göre tıbbi müdahaleler ise bağımsız hekim tarafından veya hastanelerde yapılan müdahaleler başlı altında inceleniyor.
Üçüncü bölümde ise tıbbi müdahalelerden doğan hukuki sorumluluk üzerinde duruluyor. Bu bölümde iki ana başlık var. Bunlar; Hekim ile Hasta arasındaki ilişkinin hukuki niteliği ve hekimin hukuki sorumluluğunun nedenleri.
Hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki bir akde yani sözleşmeye dayalı olup olmadığı yönünden inceleniyor. Ardından doktorun hukuki sorumluluğu üzerinde duruluyor ve bu sorumluluğun nedenleri açıklanıyor. Bu sorumluluğun akitten yani sözleşmeden kaynaklandığı ifade edilerek detay bilgiler veriliyor. Sonraki bölümlerde sorumsuzluk anlaşması ve sorumluluğun sonuçlarından bahsediliyor.
Sorumluluğun sonuçları maddi ve manevi tazminat olarak ele alınıyor ve bu başlıkların detaylarına yer veriliyor.
İslam Tıp Hukuku kitabı özellikle tıp hukuku alanında önemli bir adım olmasının yanı sıra İslam hukuku alanında önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Kitabı özellikle akademisyenler, din adamları ve doktorların okumalarını özellikle tavsiye ediyorum.
Çağdaş tıp problemlerine dair önemli yaklaşım ve bilgilerin yer aldığı bu çalışmanın hayırlı olmasını diliyor, yazarını tebrik ediyor ve çalışmalarının devamını diliyorum.
Geri
0 (212) 222 61 19
0 (507) 452 18 75
0 (212) 462 84 27
0 (212) 433 30 06
0 (507) 344 99 30
