RAMAZAN KAYAN İLE RÖPORTAJ
Ramazan Kayan ile röportaj
Fikir dünyamızın önemli isimlerinden Ramazan KAYAN hocamızla yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.
F. Kalkan: Hocam hactan yeni geldiniz. Bu konuda duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
R. Kayan: Allah’a hamd olsun bu sene hac yapmak bize de nasip oldu.
Rabbim yapmış olduğumuz hacı kabul etsin. Siz gitmek isteyen kardeşlerimizede nasip etsin.
Hac muhteşem bir ibadet. Hacta Allah’ın boyasıyla boyanmanın ne demek olduğunu oraya gidince daha iyi anlıyorsunuz. İnsanın mezhebi, ırkı, rengi, ne olursa olsun, insanlar orada tek renge boyanıyor. Üzerinizdeki elbiseleri, takımları çıkarıp irhama büründükten sonra makamınız mevkiniz ne olursa olsun oradaki herkesle eşit hale geliyorsunuz. Tek amacınız var ibadet edip, günahlarınızdan temizlenip, yeniden doğmuş gibi olmak istiyorsunuz. Hele arafatı yaşadıktan sonra Allah’ın boyasıyla boyanmak neymiş bizzat yaşıyorsunuz. Hac insanın kendisini yenilemektir. Kendini yeniden programlandırmaktır. Kendini inşa etmektir. Hac diğer bir ifadeyle Allah’ın nuruyla nurlanmaktır. Bu yüzden genç yaşta iken imkânı olanların mutlaka haç yapmaları gerektiğini düşünüyorum.
Hac Mekke’de başlar ama Mekke’de bitmez. Hactan döndüm dememek lazım. Hacca gidilir ama hacdan dönülmez.
F.Kalkan: Ülkemizin gündemini meşgul eden açılım hakkındaki görüşlerinizi bizimle paylaşır mısnız. Bu açılım iyi neticelerle sonuçlanır mı?
R.Kayan: Bu ülkede öyle dönemler yaşandı ki; açılımın sözünün edilmesi bile insana umut veriyor. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Açılım sadece kürt sorunu ile bağdaştırmayalım. Bu ülkede birçok açılıma ihtiyaç var özellikle inançlı kesime yönelik haksız uygulamaların hala gündeme getirilmeyişi büyük bir sorun. Örneğin; Başörtüsü meselesi ne zaman halledilecek. Kuran Kursuna 12 yaş sınırlaması neden kaldırılmıyor. Katsayı meselesi tam çözüldü diye umutlanırken, gençlerimiz yeni bir engelle karşı karşıya getirildi. İşte bu yasakların kaldırma konusu bir an önce gündeme getirilip halledilmesi gereken bir sorun. Bunu sadece siyasilerden beklemekte doğru değil. Burada sivil toplum kuruluşlarınada büyük iş düşüyor. Onlar üzerine düşen görevleri yerine getirip siyasileri bu sorunları çözmek için zorlamalıdır. Kürt açılımanı gelince, insanlarımız Allah’ın boyasıyla boyanmayı gaye edinirse sistemde kendini buna göre programlarsa, ülkede kardeşlik iklimi oluşur. Allah’ın boyasıyla boyanan insan dili, ırkı ne olursa olsun müminlerin birbirlerinin kardeşi olduğunu bilecek; birlik ve beraberlik içerisinde huzurlu bir şekilde yaşayacaklardır. Bu sorunda kendiliğinden çözülmüş olacak.
F.Kalkan: Ülkemizi büyük bir kaosun içerisine sürükleme hedefi içerisinde olanlara karşı nasıl tedbirler alına bilir?
R.Kayan: Bu yapılanlar bildik oyunlar. Önce sağ-sol çatışması sonra laik-antilaik, alevi-sunni çatışaması şimdide Türk-Kürt çatışması. Bu ülke bunlara yabancı değil. Bazı güçler saltanatı korumak için, atılan her olumlu adımda bu tarz çatışmalrı kullanarak halkı galyana getirip, ülkeyi huzursuz getirmek ve ülkenin gelişimini engellemek istiyorlar. Ama bunu yapmak isteyenler bundan sonra başarılı olamayacaklardır. Çünkü toplum bilinclendi. Bunların oyununa gelecek kadar bilinçsiz değiller. Özellikle Ergenekon türü yapılanmaların ortaya çıkması halkı daha da bilinçli bir hale getiriyor. Bu da halkın geçmişte olduğu gibi kaoslar oluşturmayacağı bilincini uyandırıyor. Yapılan ufak tefek eylemler onların son çıpınışlarıdır. Onlarda artık miladını doldurdular.
F.Kalkan: Geçmiş sıkıntılı dönemler de yaşamış olduğunuz ilginç olaylardan bahseder misiniz?
R.Kayan: Hayat cilvelerle, maceralarla doludur. 28 Şubat önceki darbelerden farklı olarak islami kesime yönelik bir darbeydi. Biz o sıralarda Malatyadaydık. İnönü üniversitesinde başörtü eylemleri oldu. Başörtü yasaklarına karşı yapılan dirençler sonucu tutuklandık. Ve bir süre ceza evine girdik. Ama oraya girdiğimizde birçok sorun bizi bekliyordu. Ordaki insanların da bize ihtiyacı olduğunu anladık. Ceza evinde dışarıda yapamadığımız birçok hayırlı iş yaptık. Ve rabbimizin bir ayetini da ha yaşıyorduk. Cezaevi normalde nefse ağır gelir. Haıyrsız bir yer, başa gelecek büyük müsibetlerden bir tanesidir. Ama biz oraya girdiğimizde şer olarak bildiğimiz ceza evi bize hayırlıymış. Orada gerek okuma, gerek yazma hususunda olsun birçok gelişmeler oldu. Kitaplarımızın temelini orada attık diyebiliriz. Bu olayda şu kanaate vardım. Herşey bizim istediğimiz gibi olmuyor. Başımızadan geçenleri mutlaka arkasında bizim için hayırlı şeyler olduğuna kannat getirdim. Kitaplarda, sohbetlerde bulamadığımız bazı şeyleri başımızdan geçtiği zaman anlayabiliyoruz.
F.Kalkan: Günümüz gençliği büyük bir tehlike içerisinde. Gençlik bu tehlikelerden kendisini nasıl koruyabilir. Biz gençlere bu noktada neler tavsiye edersiniz?
R.Kayan: Günümüz gençliğinde gayesizlik, ilgisizlik, dertsizlik, duyarsızlık, ruhsuzluk var. Benim gözlemlerim bunlar. Gençlik bunları üzerinden rabbiyle barışk olursa atabilir. Şuan gençliğin tek arzusu nefsanî duyguları tatmin etmektir. Gençler neden yaşadığını anlamış değiller. Gençleri bu durumdan kurtarmak cemaatlerin, tarikatçıların, sivil toplum kuruluşların ve biz eğitimcilerin görevidir. Gençlere yönelik projeler yapılmalıdır.
Eğer gençlere doğal yoldan ulaşamıyorsanız, sanal yoldan ulaşmanın yollarını arıyacaksınız. Onları diliyle onlara sesleneceksiniz. Doğruları, arzuladıkları şeylerin içerisinde onları dinden soğutmadan vermelisiniz. Gençlerle iletişim kurmak için hertürlü yollar aramak lazım. Mescide getiremiyorsan cafede onlarala iletişime geçeceksin.
Geçlik kıblesini kaybetmiş. Bizim gençlere kıblesini göstermemiz lazım. Kıblesini buılan gençlik kendisini yeniler. Burada ailelere de büyük sorumluluklar düşüyor. Aile onları fazla başıboş bırakmamalı, kemerlerini sağlamlaştırmalı “aman dah çocuk ne anlar, hele büyüsün” dememleri lazım üzerlerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmelidir. Temeli sağlam olana bir genç bir idaale sahip olur. İdaalleri için çalışır.
F.Kalkan: Biraz da kitaptan bahsedelim.
Öncelikle dinimizin ilk emri olan “oku” eylemini toplum olarak gerçekleştiremiyoruz. Sizce bunun nedeni nedir?
R.Kayan: Okumak soylu bir eylemdir. Eğer insanlar okumaktan kopuyorlarsa, onların kişiliklerini ve kimliklerini besleyen en güçlü damar tıkanmış demektir. Ben bu noktada üç şey üzerine önemle duruyorum. Bir okumak, iki sohbetler, üç arkadaş çevresi. İnsanı en çok etkileyen bu üç şeydir. Bu üç damar açık ise bu müslüman güçlüdür. Ama bu üç damar tıkalı ise güçsüzdür.
Kitap ilaç gibidir. Hangi kitabı okuyacağımızı iyi seçmeliyiz. Kitap okurken her kitabı okumamaya özen göstermeliyiz. Kitap okurken seçici olmalıyız. Yoksa her kitabı okumak zararda verebilir. Okurken de sürekli olmalıyız. Yani okumayı bir bırakıp bir başlamamalıyız.
Eğer okumazsak başkaları bizim canımıza okur. Okumadan kopan bir insan ayakta kalamaz. Kitaba dayanmalıyız. Allah peygambere “Kitabı kuvvetle tut” diyor. Bu bize kitabın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bu yüzden kitapsız bir hayatı seçmemeliyiz.
F.Kalkan: Bize yapmış olduğunuz kitap çalışmalarından bahseder misiniz?
R.Kayan: Ben kitaplarımda, teorik meselelerden ziyade hayatın içinden gördüklerimi, şahit olduğum eksiz yönleri tespit edip, bunlara nasıl çözüm bulabiliriz, bunları yazıyorum. Bunun yanında vahyi daha iyi anlamak için kitaplar yazdım. Alah hamd olsun şimdiye kadar 10 tane kitap yazdım. Ömrümüz yeterse yazmaya devam edicez.
F.Kalkan: Son olarak sizinde ayda bir eğitimci olarak seminer verdiğiniz derneğimiz İKRA hakkında düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
R.Kayan: Bu tür çalışmalar toplumun gelişimi için çok önemli. Bu yüzden bunların sayıları arttırılmalı. Yalnız bu tür dernekler birbirlerinin rakibi olmamalı, birbirlerinin tamamlayıcısı olmalıdır.
İkra toplumun eksiz olduğu yanı tespit etmiş ve buna yönelik çalışmalar yapıyor. Bu takdire şayan bir çalışmadır. Ama dernek bununla yetinmemelidir. Çünkü yaptıklarımızla yapmadıklarımızı yanyana koyarsak yapmadıklarımızın daha çok olduğunu göreceğiz. Bu yüzden hedeflerimiz büyütüp ona göre çalışmalıyız.
HAZIRLAYAN: İKRA YAYIN BİRİMİ
Geri
0 (212) 222 61 19
0 (507) 452 18 75
0 (212) 462 84 27
0 (212) 433 30 06
0 (507) 344 99 30

