Arama
GÜNÜN ÖZLÜ SÖZÜ
Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
Mevlana -
REKLAMLAR

Baskı Evi

alt0 (212) 222 61 19


Hamza Subaşı

alt0 (507) 452 18 75


Gökçe Kuyumculuk

alt0 (212) 462 84 27


Uluç Büfe

alt0 (212) 433 30 06

Gökçe Halı ve Koltuk Yıkama

alt0 (507) 344 99 30

Ciğerci Basri

altwww.cigercibasri.com


AŞİYAN

altwww.asiyancafe.com




ÜYE GİRİŞİ
Hoş Geldiniz



PostHeaderIcon ŞULE YÜKSEL ŞENLER

Söyleşi - Şule Yüksel Şenler

alt

YAŞAYAN ÖRNEKLER / ŞULE YÜKSEL ŞENLER

Benim hep "doksan yaşına gelsem de elime asamı alır, evlatlarıma karşı hem sözlü hem de yazılı olarak emr-i bil ma'ruf görevini yerine getiririm" şeklinde bir idealim vardı.

 - Şule Yüksel Şenleri bütün Türkiye tanıyor; ama örnek olması açısından şimdi nasıl anlatabilirsiniz kendinizi?

- O günkü Şule Yüksel'e ben de hayranım. Ama tabii ki Allah(c.c.) için hayranım, nefsim için konuşmuyorum. Ben onu bugün sanki uzaktan seyreden ve sanki defalarca dinlemiş, görmüş bir kişi gibi konuşuyorum.    Dolayısıyla o Şule Yüksel için hakikaten ne yazılsa azdır. Bunu bir enaniyet olarak kabul etmeyin. Dediğim gibi şahsım için konuşmuyorum. Arkamdan Ayşelerin, Zehraların hep daha yoğun olarak ortaya çıkmalarını arzu ettim. "Sizler de çıkın anlatın, konuşun. Bu mahrumiyet devri." dedim. Yazılarımda ve konferanslarımda böyle feryad ettim.

 -  Peki şimdiki Şule Yüksel'i nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Şimdiki Şule Yüksel'i çok zavallı ve acınacak durumda buluyorum.

 - Yapmayın, olur mu? O Şule Yüksel getirdi sizi buralara.

- O öyle ama tabii ki yaşlılığı veren Rabbim. Her yaşın kendine göre yaşanacak durumları vardır. Ama benim hep "doksan yaşına gelsem de elime asamı alır, evlatlarıma karşı hem sözlü hem de yazılı olarak emr-i bil ma'ruf görevini yerine getiririm" şeklinde bir idealim vardı. Bugün bunu kendimde göremeyince… Çeşitli hastalıklar ve yıkımlarla bir enkaz gibi bugün Şule Yüksel. Ama yine de dipdiriyim, aşkım var, cehdim var. Hala çok istiyorum ve sizin herbirinizde kendimi gördüm.

 - Örneğimizsiniz...

 -Allah(c.c.) razı olsun ama herbiriniz bir şule gibisiniz. İhlaslısınız, mücadelecisiniz. Hepiniz tebrike şa'yansınız. Herbiriniz birer Şule Yüksel'siniz.

-Türkiyede başörtülü bir kadın olmak nasıl birşey?

- Türkiyede başörtülü kadın olmak aslında olması en çok icab eden birşey. Çünkü Türkiye'nin kadını zaten olması icab eden hâl içinde olma mücadelesi veriyor daima. Çünkü onu olması icab ettiği şekilden çıkarıp bugün medeniyet ve batılılaşmak adına, modernize etmek uğruna maalesef hanımlarımız kendi benliklerini dahi unutur hale geldiler. Ve hatta yeni yetişen genç kızlarımız –tesettürlü olanların bazılarından bahsediyorum- çok içim yanarak söylüyorum ki tesettürlü diyemeyecek kadar kötü durumdalar. Çünkü giyinik olduğu halde çıplaklar diyebileceğimiz durumdalar. Biliyorsunuz türlü türlü kıyafetler, yırtmaçlar, pantolonlar... Artık pardesü bir yana, çarşafı geçtik pardesü bir yana, bir pantolon bir bluz. Onlar da daracık. Tabii ki yaralıyor insanları, hele ki Şule ablanızı... Bu kadar şuurları gelişmişken, bunları görmek diğerlerine bir leke oluyor. Gerçekten tesettürlü hanımlarımıza bir leke oluyor. Diğerlerini göstererek "İşte türbanlılar böyle" şeklinde sözler ama bunun yanı sıra hakikaten şuurlu ve tesettürü üzerinde bir şeref olarak taşıyan, onun manasını hakkıyla içine sindirmiş genç kız ve hanımlarımızın bugünkü durumlarıyla da iftihar ediyorum ve istisnaları bir kenara koyarak konuşuyorum.

 - Okumuş bayanların sizce dinle alakası nasıl?

 - Bunu da kategorilere ayırmak icab eder. Onların içinde de okumuş, şuurlu ve tam istenilen fikirlerde olanlar var. Fakat bir diğer sınıf olan okumuşlardan bahsedersek, onlar sanki meslek için okumuş. Bilmiyorum bugün üniversitelerde olsun, okumuş kişilerin içinden olsun, buralardaki tesettürün içi boşaltılmış olarak görenler var...

 - Türkiye'nin son 50 yılında sizce kayda değer neler oldu? Bunlardan Müslümanlar nasıl etkilendi?

- Ben bu elli yılın son on senesini değerlendirmek istiyorum. Müslümanlar on sene evvel bir "oh..." çektiler. Yani "Oh..." diyebilecek bir devre girdiler ve bugün Elhamdülillah memleketin sadece maddi gelişimi değil manevi yönden de birçok şeyin yaşandığı bir devre imza atıyoruz. Bu bakımdan elli yıldan değil de, bu yeni girilen on yıllık devreden bahsetmek istiyorum. İslami anlamda hem çok büyük kayıplar oldu, hem de çok büyük kazanımlar elde edildi. Kaybettiğimizi sandığımız büyük kazanımlar elde edildi. Kaybettiğimizi sandığımız birçok şeyi geri kazandık. Onun için müslümanlar her zaman başları dik durumdalar. Ama tabii ki çok büyük çileler çekildi. Fakat daha bu başlangıç. Seksen yıllık yıkımın on yılda düzeltilmesi kolay değil. Yıkım çok kolaydır ama birşeyin inşası çok zordur, onun için inşa devresi için on yıl kâfi değil. Ama cehd edilirse inanın olmayacak birşey yoktur. Onun için hangi zamanda olursak olalım Müslüman güzel şeyler olurmuşcasına çalışmalı.

 - Okuma yazma konusunda Türk toplumunu nasıl buluyorsunuz?

- Maalesef çok zayıf ama zannediyorum artık gündengüne bu arzu, bu şevk gelişiyor. Halkımızda böyle bir ihtiyaç var. Onun için ben ümitliyim. Kolay değil ama Allah(c.c.) dilerse neler olmaz, bize de ihlaslı ve azimle çalışmak düşer.

 - Okuma yazma konusunda bir gününüz nasıl geçiyor?

- Eskisi gibi değilim tabii ama  şunu söyliyeyim eski huyumu kaybetmedim. Gece yatmadan çekmecemde bulunan kitapdan on sayfadan az olmamak suretiyle okuyorum. Tavsiyem de budur. Bunun yanı sıra gündüz kütüphanemden bir kitaba başlıyorum ve onu adeta su içer gibi bitirene kadar, o gün ne kadar okuyabilirsem  okuyorum. Bazen günde bir kitap okuduğum oluyor. Okuyan insan günden güne geliştiğini hissediyor ve buna ruhumuzun ve fikrimizin de ihtiyacı var.  Bunları edinmiş insanlara da cemiyetin ihtiyacı var.

 - Özellikle ev hanımı olan kardeşlerimiz onca rutin işlerin arasında kitap okumayla nasıl başa çıkabilirler?

- Geçenlerde yeni evlenmiş bir kızımızla konuştum, namaz kılamadığını, vakit bulamadığını söyledi. Gücendim, bir daha seninle konuşmayacağım dedim. Ahirette seni yanarken görmek istemiyorum, dayanamam dedim. Bir parmağın yandığında feryad figan eden sen nasıl dayanırsın? Zaten o namazı ateşler içinde kılacaksın orada dedim. Kimse bunun için mazeret gösteremez. Toplumuzda kadın olsun erkek olsun, insanların namaza karşı çok gevşediklerini müşahede ediyorum. Mesela tesbih çekmeden kalkılıyor, oruç mideyle tutuluyor. Rabbimiz şöyle buyuruyor; "Onların tuttukları oruç yalnızca mideleriyle tuttukları oruçtur ve o oruçlarından dolayı eza göreceklerdir." Düşünün, bir Müslüman oruç tutuyor ama oruçlu değil, namaz kılıyor ama Allah(c.c.) katında makbul değil. Bugün böyle durumlar çok artmış ve amellerimize aksetmiş durumda. Kendiniz nasılsanız öyle idare olunursunuz. Allah(c.c.) muhafaza bu nimetleri de kaybedebiliriz. Biz gevşedikçe, bugün iyiye giden şeyler de tepetakla olabilir. Yeniden laik olduğumuz idarelere döneriz. Bunun için benim nacizane tavsiyem; böyle bir hak dinin mensubları olarak, en şerefli insanlar olarak,  dinimizin kıymetini, Müslüman olmanın kıymetini bilmek, henüz vakit geçmeden, bize düşen görevi yerine getirmek. Bize yakışan bu.

 - Türk halkı okuma konusunda diğer milletlerden neden bu kadar farklı?

- Çok güzel bir sual... Belki bu millet kadar ihmal edilmiş bir millet az bulunur. Bu, ihmal edilmekten ileri gelen bir illet. Milletimizin ruh ve ahlak bünyesi üzerinde hiçbir el müsbet bir şekilde doğru dürüst işlememiş ki. Ne gereği gibi yayın yapılmış, ne gereği kadar tebliğ yapılmış. Mesela en güzel örneği acizane yine kendimden vereceğim. O güne kadar tesettür diye bir mevzuudan haberi yok milletin. Ve sadece tesettür değil bütün İslami meseleleri dile getiriyordum. Milletimiz o kadar bilgisiz, o kadar aç bırakılmış ki, akın akın koşuyolar. Ben şunu müşahede ettim; milletimiz almasını bilen bir millet. Yeter ki bizler vermesini bilen olalım. Öyle bir çalışılması lazım ki, o kadar geniş organizasyonlar lazım ki... Biz nelerle meşgul oluyoruz. Bir kere, on sene önceki durumumuzu düşünelim, Müslümanların yapıcı hareketlerinde daima önleri kesildi. Belki o önler kesilmeseydi daha mesafeler alınacak ve bu oran mutlaka düşecekti.

 -Bize başka ne tavsiye edebilirsiniz?

- İhlasla Allah(c.c.) yolunda çalışmaya devam. İhlasla Allah(c.c.) yolunda çalışmaya devam. İhlasla Allah(c.c.) yolunda çalışmaya devam.

 - Peki İKRA Derneği okuyucularına neler tavsiye edersiniz?

- Şu hareketin son derece kıymetini bilmelerini tavsiye ederim. Çünkü çok geç kalmış, çok ihmal edilmiş bir mahrumiyete el attınız çok şükür. Bu yüzden, sizinle işbirliği yapan, sizden istifade edenler hakikaten çok şanslı kimseler. Onlara gayretlerini artırmalarını tavsiye ediyorum. Okumalarını bir aşk, bir sevda gibi kabul etmelerini, benimsemelerini istiyorum. Bende çocukluğumdan beri bir aşk, bir sevdaydı okuma. Bunu yapan kişiler çok güzel işlere imza atıyorlar.

 - Annelere neler tavsiye edersiniz? Çocuklarına bu aşkı, bu sevdayı nasıl aşılayabilirler?

- Anneler her işlerinde mükemmeller ama çocuklarına o özeni, itinayı göstermiyorlar. İstisnalar hariç konuşuyorum. Genç kız yetiştiriyor ama başı açık. Halbuki bunun o kadar güzel yolları var ki... Zorla, sertlikle olacak bir şey değil bu, ama buna küçük yaşlardan başlayıp alıştırarak, sevdirerek aşılamaları lazım ve onların beyinlerini devamlı tazeleyerek, güzel şeylerle aşılamalılar. Anne bir terbiyecidir, bir öğretmendir. Çocuk onun elinde şekillenir onun için anneler kendi kıymetlerini çok iyi bilmeliler. O çocukların vebalini de yüklenmemeliler. Çocuklarımızdan şikayet edeceğimize dönüp kendimize bakalım. O çocukları nasıl yetiştiriyoruz. Gerektiği gibi üzerlerinde durabiliyor muyuz?. Sadece eğitim deyip de okula göndermek, okuldan dönüşte de "benim çocuğumun da bilgisayarı olsun, benim çocuğum da bunu kullansın"gibi ifadeler. Hemen hemen durumu normal olan ailelerde bile her istediğinin yerine getirilmesi... Ama şuurlu bir Müslüman evlad, şuurlu bir Müslüman genç yetiştirmenin şuurunu edinememiş oluyor. Kendisi fevkalade yaşıyor. O kadar çok tanıdığım var ki, maalesef yanlış yaptığımız hareketler, ahirette onların ebediyyen yanmalarına neden olabilir. Çocuklarımıza diyeceğimiz hiç birşeyim yok, onlar hakikaten zavallı, harcanılmış bir nesil oluyor.

 
Geri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile