AHMET NAİM BABANZÂDE
| İlim ve Alim - Ahmet Naim Babanzade |

AHMET NAİM BABANZÂDE
Mütercim, düşünceli bir şekilde elindeki tercümeyi yapmaya çalışıyordu. Acaba tercümeyi bitirebilecek miydi? Kolundaki inme ona acı veriyor ve gözleri de ağrıyordu. Ancak ağrılarından şikâyetçi değildi. Bununla birlikte her yazmaya başladığında nefesi daralıyor, çok zorlanıyordu. Dostlarından ayrı kalması ve yaşadığı zorluklar onu yormuştu.
İnanıyordu ki tercüme etmeye çalıştığı hadis-i şeriflerin feyiz ve bereketi bunca sıkıntılarını aşmakta kendisine rehber olacaktı. Seneler geçmiş ve Sahih-i Buhari ile arasında kopmaz bir muhabbet peyda olmuştu. Bu kutlu vazifeyi hakkıyla bitirmeli ve Müslümanların bu hazineye kavuşmalarını sağlamalıydı. Avucunda çenesi, sakalını sıvazlıyor, dalıp gidiyordu. En son hasta namazıyla ilgili bölümde Hz. Peygamberin nasıl kıldığına dair bir hadisin tercümesiyle meşguldü. Hadisi tercüme etmeye başladı ve bir süre sonra ara vererek öğle namazını kılmak için kalktı. Büyük bir huşu içinde kıbleye yönelerek namaza durdu. Namazın ikinci rekâtının ikinci secdesinde iken kalbi sekteye uğradı. Allah’a en yakın olduğu anda Rabb’ine yürüdü ve namaz hadisiyle meşgul iken yine namazda ebedi âleme göç eyledi.
Evet, Muallim Cevdet’in “Muhammedî bir yüreği vardı.” diyerek anlattığı Ahmet Naim Babanzâde’den bahsediyoruz. Sadık dostu Mehmet Akif Ersoy da onu “sahabeden sonra en çok sevdiğim adam” diye anlatır.
1925 yılında TBMM tarafından Kur’an’ın ve hadislerin Türkçe’ye tercüme edilmesi kararı alınır. Bunun üzerine Kur’an’ın tercümesi Mehmet Akif’e, tefsiri görevi ise Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a verilir. Hadisleri tercüme etme görevi de Ahmet Naim Babanzâde’ye verilir. Babanzâde, İslam âlimlerinin çoğunluğunun en önemli hadis kitabı diye nitelendirdiği Sahih-i Buhari’nin Tecrid-i Sarih Tercümesine başlar. Ancak iki cildini tercüme ettikten sonra ömrü yetmez ve vefat eder.
Ahmet Naim, içinden birçok âlimin yetiştiği bir ailenin çocuğu olarak 1872'de Bağdat'ta doğar. İlk tahsilini bitirdikten sonra İstanbul’a gelerek eğitimini burada devam ettirir. Ardından Osmanlı devletinde çeşitli memuriyet görevlerinde bulunur. Üniversitede çeşitli dersler verir ve birçok öğrenci yetiştirir. Arapça, Fransızca ve Farsça’yı çok iyi derecede bilen Babanzâde, hem İslam hem de batı kültürünü iyi bilen ve geride önemli eserler bırakan bir İslam âlimidir. Ahmet Naim 1934 yılında vefat etmiş ve en yakın dostu Mehmet Akif Ersoy’un Edirnekapı’daki kabrinin yanı başına defnedilmiştir.
|
Ahmet Naim, inandığı gibi yaşamaya çalışan ve bu konuda ödün vermeyen bir ilim adamıdır. Örneğin, 1919 yılında rektörlük görevine atandığında o zamanki Eğitim Bakanı kız-erkek karma eğitime geçmeyi savunurken üniversite rektörü Ahmet Naim Bey karşı çıkıyordu. Üniversite Senatosu’nun rektör Ahmet Naim Bey’in muhalefet etmesine rağmen karma eğitime geçme kararı alması üzerine, “kız ve erkek çocukların bir arada okumalarına izin veremem, bu benim dinime aykırıdır” diyerek istifa etmiştir. Yarım kalan Tecrid-i Sarih Tercümesi’nin yanı sıra İslam’da Kavmiyetçilik Davası, İslam Ahlakı Esasları ve Kırk Hadis Tercümesi gibi eserleri de bulunan Ahmet Naim, ırkçılık konusunda çok hassastır. İslam dininin önemli esaslarından birisinin “Müslümanlar kardeştir” ilkesi olduğuna her fırsatta vurgu yapan Ahmet Naim, bir toplumda milliyetçilik ve ırkçılığın engellenmemesi halinde, o millet arasında kardeşlikten eser kalmayacağını ifade eder. Müslüman bir insanın ırkçılık davası güdemeyeceğini belirtir. |
Allah rahmet etsin ve derecesini âli eylesin…
Ahmet YAPICI
0 (212) 222 61 19
0 (507) 452 18 75
0 (212) 462 84 27
0 (212) 433 30 06
0 (507) 344 99 30

