Arama
GÜNÜN ÖZLÜ SÖZÜ
Saygı olan yerde korku olur ama, korku olan yerde her zaman saygı olmaz.
REKLAMLAR

Baskı Evi

alt0 (212) 222 61 19


Hamza Subaşı

alt0 (507) 452 18 75


Gökçe Kuyumculuk

alt0 (212) 462 84 27


Uluç Büfe

alt0 (212) 433 30 06

Gökçe Halı ve Koltuk Yıkama

alt0 (507) 344 99 30

Ciğerci Basri

altwww.cigercibasri.com


AŞİYAN

altwww.asiyancafe.com




ÜYE GİRİŞİ
Hoş Geldiniz



PostHeaderIcon Şevki YILMAZ ile Motivasyon Semineri

Genel Merkez - Genel Merkez Seminer

alt

     Derneğimizin kitap okurlarına yönelik iki ayda bir düzenlediği motivasyon seminerinde bu sefer ünlü hatip Rize Eski Belediye Başkanı ve Eski Milletvekili Şevki YILMAZ Hocamızı konuk ettik.

     Program 07 Şubat 2010 Pazar günü İKRA Derneği Bağcılar Şubesi’nde saat 09.00’da verilen kahvaltı ile başladı.Kahvaltının ardından İKRA Derneği Genel Başkanı Av. Emin ATALAY’IN kısa bir selamlama ve tanıtım konuşması yaptı.

Ardından Şevki YILMAZ Hocamız kürsüye çıktı.Şevki YILMAZ Hocamız dinleyicileri de teşvik ederek toplu tekbir ve salâvat getirterek sohbetine başladı.İKRA (OKU) ideali etrafında bütünleşenlerin çok doğru bir iş yaptığını söyleyen Hocamız okumanın önemine vurgu yaptı. İşte Hocamızın söylediklerinden satırbaşları:

alt

     Körü körüne inanmayı Rabbimiz kabul etmiyor. Okuyarak, bilerek inanacağız. İKRA (okumak) her ibadetin başında gelir. Önce okumak sonra namaz, önce okumak sonra nikâh / evlilik, önce okumak sonra ticaret... Kelime-i şahadet bile bize OKU diyor. “Ben şahit oldum.” Nerden şahit oldun? Nasıl şahit oldun? Kaç gün düşündün? Okumadan, incelemeden, düşünmeden, tefekkür etmeden şahit olunur mu? Okudum, araştırdım, şahit oldum.

     İnsan yediğine, midesine koyduğuna bir baksın. Hangi sünnetullahlardan geçerek geliyor. Sanata ne kadar bakarsanız, sanatkâra o kadar âşık olursunuz. Yalancı şahitlik büyük günah. Bunun için okuyacağız, yalancı şahit olmamak için okuyacağız. İnsan yediğine, midesine koyduğuna bir baksın. Hangi sünnetullahlardan geçerek geliyor. Sanata ne kadar bakarsanız, sanatkâra o kadar âşık olursunuz. Okumadan, düşünmeden, bilmeden yapılan şahitlik yalancı şahitlik olur. Yalancı şahitlik ise büyük günahtır. Bunun için okuyacağız, yalancı şahit olmamak için okuyacağız.

alt

Kur’an-ı Kerim 3 soruya cevap vermek için inmiştir.

1-      İlim kimindir?

2-      Mal ve makam kimindir?

3-      Dünyayı kim yönetir?

 Şu cevaplar yanlış verilmiş cevaplardır:

  • Mal, makam, ilim her şey devlete aittir, yani komünizm. İlk komünist Karun’dur, sonra Firavun’dur.
  • Mal, makam, servet fertlere aittir, yani kapitalizm. İlk kapitalist de Karun’dur.

    Bunlar şeytanın maskarası olmuşlardır. Birbirinden ayrı gibi görünseler de temelleri aynıdır.

   Doğru cevabı ise Kur’an-ı Kerim veriyor. Kur’an, ilim Allah’a aittir der. Okuyana bu sır verilir. Kim okursa o hazineyi çıkarır. Müslüman veya kâfir her kim okursa kâinatta Allah’ın koyduğu kanunları o bulur. Şu anda dünyayı kim yönetiyor? Mal ve makam da Allah’ındır. Çalışana verilir. Kim okursa, kim çalışırsa bunları elde eder. Şu anda dünyayı kim yönetiyor? İsrail oğulları yönetiyor. Ticaret ve ilim kim de ise dünyayı o yönetir. Son yüzyıla bakın ilim adamlarının çoğu İsrail oğullarından çıkmış. Ticarette onlar önde.

   Okuyamazsan, okumuyorsan, akla yön veremiyorsan akıl ile doğruyu bulamazsın. Akıl doğru değildir, akıl doğrunun kendisi değildir. Akıl anahtardır; ya şer kapısını açar, ya da hayır kapısını. Okuyarak, aklı yönlendirerek hayır kapılarını açmalı.Müslüman okuyacak ve okuduklarını da başkalarıyla paylaşacak. Sohbet kadar güçlü silah yoktur. Hep tebliğ, hep tebliğ. Peygamber deyince aklıma zalime ve zulme başkaldıran yiğit gelir. Peygamberlerin hayatı hep çile ile doludur. Tebliğci kişi bunu bilecek ve buna göre hareket edecek.

alt

     Hz. Musa, Hz. İbrahim, Hz. İsa, Hz. Muhammed (sav) ve diğer peygamberler, hepsi zengin ortamda idiler, hikâyelerini biliyorsunuz. Ama hepsi Allah yolunda tebliğde bulundular ve çilelere, hicrete katlandılar. Ezilenin yanında olup, zalime baş kaldırdılar.

 HAYAT HİKÂYESİNDEN KESİTLER

     İki ayda bir yaptığımız motivasyon seminerlerinin konsepti, davet ettiğimiz hocalarımızın hayat hikayelerini, daha doğrusu mücadele ve ilim serüvenlerini bizzat onların ağıtlarından dinlemek ve bu hayat hikayelerinden gerekli dersleri çıkarmak, bize sunulan birikim ve tecrübelerden yolumuzu aydınlatacak ışığı yakalayabilmek. İşte Hocamızın hayatından, eğitim ve mücadelesinden kesitler:

     1955 İzmit doğumlu, aslen Rizeli. Babaannesi 1922 yılında Rize'den İzmit'e göç etmiş. Eski Karamürsel Müftüsü Ali Efendi'nin oğlu. 3-4 yaşlarında iken babasından ders almaya başlar. Sokaklarda nane satarak konuşma alışkanlığı kazanır. Babası Kuran’dan asla para almayan, hayvancılık yaparak geçimini sağlayan, tarlada bile iş yaparken talebe yetiştiren biridir. Babasının 100’e yakın hafız talebesi vardır. Babası kendisine sabah namazı alışkanlığı kazandırmak için sabahları simit sattırır. Önce sabah namazı, sonra simit satışı ve peşinden okula gidiş.

     İlk olarak kürsüye 13 yaşında çıkar. Heyecanı yatışsın diye babası önce hanımlara vaaz ettirir. Kendisi de arka taraftan bu vaazı dinler. Hazır olduğunu görünce erkeklere vaaz ettirir. O zaman İ.H.L. öğrencisidir. Yine aynı yaşta Karamürsel’de bayram namazı vaazını verir. 

    15 yaşındayken 1971 seçimleri öncesi cami kürsüsünde idareci nasıl seçilir konulu bir vaaz verir. Vaazın sonunda “o gün ahrette sizi liderleriniz ile çağıracağız.” (İsra suresi 71) ayetini okur ve yarın sandık başında herkes Allah’ın huzuru hangi liderin peşinde çıkacağını seçsin der. Bundan dolayı hakkında dava açılır ama yaşı küçük olduğu için bir ceza almaz. Bu dava aynı zamanda Milli Görüş çizgisine karşı açılan ilk davadır.

     16 yaşında İHL mezunları derneğini kurarlar, ama 18 yaşından küçükler derneğe üye olamadığı için yaşlı amcalardan müteşekkil bir kurucular grubu oluştururlar. Farklı hocalar getirterek sohbet yapmalarını sağlarlar.

     1973 seçimlerinde yine İ.H.L. öğrencisiyken seçimler öncesi Rize’ye gider. Bir keresinde vaaz eder ve çok sayıda kişinin yakasında “beygir” rozetini görünce şöyle der: “Ey cemaat! Şimdi şu hususu söylemezsem sorumlu olurum. Sizin de yarın ahrette iki eliniz iki yakamda olur.Yakanızdaki hayvan resimleri ile namaz kılmak caiz olmaz, onları çıkartın ve ayağınızın altına alın.” Ancak cemaatin içinde bir senatör de vardır ve hocayı ilgili yerlere şikâyet eder. Okuldan kaydının silinmesi için de okula yazı gönderirler. Ama Hoca Rize’de Muhammed Karaosman müstear ismiyle kendisini tanıttığı ve konuştuğu için kaydı silinemez. 18 yaşında evlenir. 19 yaşında Adalet Bakanı Şevket KAZAN’IN özel kalemi olarak göreve başlar.  1976 yılında İslam enstitüsüne başlar.  12 Eylül İhtilal inden sonra Avusturya’dan davet alır ve Viyana’ya gider. Orada çeşitli hizmetlerde bulunur, 1 sene sonra Almanya’ya gider.

     1994 belediye seçimlerinde Rize belediye başkanı adayı olur. Başbakan Mesut YILMAZ da Rize’ye gelir. Bir gün Çayeli’nde namaz için abdest alırken belediye hoparlöründen Mesut YILMAZ’IN öğle namazını Çayeli camisinde kılacağı ve sonra da falanca yerde bir konuşma yapacağı ve halkı selamlayacağı anonsu yapılır. Yılmaz konuşma yaptıktan sonra sıra Hocaya gelir. Hoca Mesut Yılmaz’a teşekkür eder ve şöyle der. Ben şimdiye kadar namazın farzlarının 12 olduğunu biliyordum. Ama Mesut Bey sayesinde 13.sünü de öğrendim. Nedir bu şart? Namaz kılacağını belediye hoparlöründen ilan etmek.

alt

     Hoca belediye başkanı seçildikten sonra zabıtalarından seyyar satıcıların peşinden koşmak yerine, evinde ocağı tütmeyen fakir insanları araştırmalarını söyler. Çünkü bir şehirde aç yatanlar var ise tok yatan bir başkan zalimdir. Belediye başkanı olduğu 1 yıl 10 aylık zaman diliminde çok işler yapan hoca ilk iş olarak İ.H.L. karşısında bulunan genelevi kapattırır ve şehirde yaygın bir hal almış olan fuhuş kısa sürede sona erer. Zaten Hoca belediye başkanı seçildikten sonra bu işlerin içinde olan çoğu kişi, sakallı hoca geldi bizi kesecek diye bu işleri bırakır.

     1995 yılında milletvekili olur ve 2 sene 1 ay milletvekilliği yapar. Genelkurmay tarafından çoğu 28 Şubat sürecinde olmak üzere hakkında açılmış davaların sayısı 1486’yı bulur. İhtilallerin ülkeye çok zarar verdiğini ve bunların önlenmedikçe Türkiye’nin önünün açılmayacağını söyleyen Hoca bunun için annelerden şunu ister: “15 yaşından itibaren her anne askere gidecek çocuğuna sarılıp öperek kanunsuz emre uyarsan, bu millete silah doğrult dediklerinde bunu yaparsan hakkım haram olsun.” Bu şekilde yetiştirilen askerlerin olduğu bir ülkede darbe olur mu?

     28 Şubat sürecinde Hoca yurt dışına çıkar ve hizmetlerine orada devam eder. Ancak bu dönemde yaşadığı bazı olaylar kendisini oldukça üzer. Birlikte mücadele ettiği insanlar onu yalnız bırakırlar. Ama buna rağmen o “benim için önemli olan davam ve ülkem” der ve bir ayrışmaya gitmez.

     Hoca yine bu döneme ilişkin şu hatıralarını nakletti: Yurt dışında kaldığı yedi yıl benim için verimli bir dönem oldu. Yedi yıl boyunca, daha önce yoğun tempodan dolayı yapamadığım okumaları yaptım, hatalarımı görme zamanım oldu. Avrupa’ya gidişimden bir sene sonra babam vefat etti, cenazeye telefonla katıldım. Çocuklarımın düğününde bile bulunamadım.

    Şu anda Manevi ve İktisadi Kalkınma Vakfı (mikav.com/tr.htm) bünyesinde eğitim hizmetlerine devam ediyor. Ayrıca alanında ilk olma özelliği taşıyan tefsir hafızı yetiştirme merkezi kurma çalışmaları var. Şu an 3.katı yapılıyor. Arapça ve İngilizce olarak Kur’anı okuduğunda anlayan ve tefsir yapabilen hafızlar yetişecek inşallah. Ayrıca bu vakfa gelir olsun diye “Nadide Umre ve Hac Organizasyonu” ile umre ve hac organizasyonları yapılıyor. Hocamız da rehber ve hoca olarak bu organizasyonlara iştirak ediyor.

alt

     Hocamız konuşmasının son bölümünde 38-40 yıllık siyaset hayatından çıkardığı 3 dersi şu şekilde ifade etti:

1. Ders: İslam temsil edilemez. Hiçbir gruba Allah temsil yetkisi vermemiştir. İslam’ı temsil etme hastalığını bırakmalıyız. Gelen her peygamber İslam üzere gelmiştir, Allah’tan gelen her din İslam’dır. Din temsilciliği Yezit zamanında başlamıştır. Hz. Ebubekir kendisini (Allah’ın değil) Hz. Peygamberin halifesi olarak nitelemişken, Hz. Ömer ise kendisini bu şekilde bile nitelemeyi uygun bulmayıp müminlerin emiri olarak nitelemişken, Yezit, “zıllullahi fi’l-Ardı” (Allah’ın yeryüzündeki gölgesi) olarak nitelemiştir. İslam ilaçtır, ilaç temsil edilemez. Allah’ın temsili yoktur. Biz Allah’ın ilacını yaşadığımız kadar güzeliz.

2. Ders: İslam’da sadece iman kardeşliği vardır. Parti kardeşliği, cemaate kardeşliği… Vs. değil. Müminler kardeştir. Kardeşlik yaşama şartında değil, inanma şartındadır. Müslüman olarak ölün, yaşayarak ölün diyor bir ayette. Yaşamayanlara siz mümin değilsiniz, kâfirsiniz demeyin diyor.

3. Ders: At gözlüğünü çıkarmak gerekiyor. Feraset, at bakışı demektir. At sırtındaki yükü bile görür. Bu yüzden ata görüş alanını daraltacak ve sadece (yönlendirildiği yön olan) önünü görecek şekilde at gözlüğü takarlar. Tarikatçılık gözlüğünü, ırkçılık gözlüğünü, mezhepçilik gözlüğünü, particilik gözlüğünü… Çıkartacağız. Hanefiyim de, Haneficiyim deme; Türküm de Türkçüyüm deme; Kürdüm de Kürtçüyüm deme… Bu gözlükleri atın, herkesi seversiniz.

      NOT: Tüm Müslümanların davası aşkına anadan, babadan, yarden, serden vaz geçebilmesi ve sabırlı olabilmesi dileği ile…!

    Motivasyona katılabilmek için İKRA Kitap Okuma Programı’nın en az 2. sınıfında olmak gerekiyor.


alt

alt

alt

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İKRADA BUGÜN
Günün Semineri

Esenler Şubesi

Saat: 21.00 / 21.30 arası Abdülgafur LEVENT hocamızın Semineri olacaktır.

Bilgi için: TIKLAYINIZ

Kitap Kaydı ve Bilgi için;

7/24 Arayınız...

0 (506) 284 58 44

ikradernegi@hotmail.com

ZİYARETÇİ SAYISI
Bugün283
Dün315
Bu Hafta904
Bu Ay8480
Toplam154927