PostHeaderIcon HASAN BASRİ ÇANTAY

Cumhuriyet döneminin önde gelen ilim ve din adamlarından biri olan Hasan Basri Çantay, ilim adamı, gazeteci, milletvekili ve din âlimi yönleriyle bilinir. Çantay, Kurtuluş Savaşı günlerinde fikir ve yazıları ile halkı milli mücadeleye çağıran bir cemiyet adamıdır. 1887 yılında Balıkesir’de dünyaya gelen ve ailesinin tek erkek çocuğu olan Hasan Basri henüz Balıkesir idadisinde okurken babasını kaybetti.  Bunun üzerine ailesinin bakımını üstlendi. Eğitimini yarıda bırakan H. Basri, Nafia (Bayındırlık) dairesinde görev aldı. Böylece artık hem ailesinin geçimini sağlama imkânı bulur hem de hukuk, edebiyat ve felsefe dallarında da hayli mesafe kat eder. 

1908 Meşrutiyeti’nin ilan edilmesinden sonra basın hayatına atılan H. Basri Çantay, farklı zamanlarda birçok gazete çıkarır. Bu gazetelerde Çantay, vatanın korunması konusunda ateşli yazılar yazar, milletin işgalcilere karşı ortak tavır koyması  gerektiğini ısrarla vurgular.

Cemiyetteki bozulma ve kaosa karşı korkusuzca mücadele veren Çantay, yakın dostlarının ‘başını belaya sokma’ demelerine rağmen haksızlıklara karşı durmuş ve duruşundan taviz vermemiştir. Ancak bundan dolayı tutuklanmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine dokuz ay kolluk görevlilerinin aramasından kurtulmak için köy köy dolaşmış ve kendini gizlemiş, bu zaman zarfında da köylüleri Milli Mücadele için örgütlemeye çalışmıştır. Her şeye rağmen zoruna giden bu durum canına tak etmişti. Kendisi bu hali şöyle anlatıyor;

“Bu mülahazalar beni çok rahatsız eti.  Müteessirdim...  Kafamın içi ateş gibi yanıyordu. Üzerimde bir rovelver vardı. Böyle, dostlara yük olmak ne büyük azap idi. İşi adeta kökünden halletmek fikri depreşiyordu. Hatta ‘Vasiyetname’ bile hazırlamıştım. Refikam bir ara karşıma dikildi. ‘Bana acımıyor musun?’ dedi gözümden kayboldu. Bu rüya değildi, hakikatti. Ağladım, ağladım... Beni bu akıbetten kurtaran dindarlığımdı, Allah’ın yardımı idi.”

Balıkesir de bir grup arkadaşıyla milli mücadeleye karar verdiler. Gönlü istiklal ve vatan sevgisiyle dolu bir mücahid bir köşede sessiz kalamazdı. Bütün sorumluluğu yüklenerek; daha doğrusu başına gelecekleri göze alarak, Balıkesir’de ortaya çıkar, Milli mücadeleye katılır ve sonrasında Balıkesir milletvekili olarak birinci meclise girer. Orada M. Akif ile yakın dostluk kurar. Hatta M. Akif hakkında  “Akifnâme” diye müstakil kitap yazar. M. Akif’le karakterleri de birbirine benzer. Onunla aynı evde kalırlar. Hatta Akif,  yazdığı “Bülbül” şiirini Hasan Basri’ye ithaf eder. M. Akif’in İstiklal Marşı’nı yazmamadaki ısrarını duyduğunda çok üzülür. Akif’i ziyaret eder ve uzun uğraşlar sonunda onu  “İstiklâl Marşı” yazmaya ikna eder.

Övülmekten hoşlanmayan Hasan Basri, yaptığı nasihatten dolayı ağlayan Ömer Kirazoğlu’na, “Oğlum keşke benim bu kadar ilmim olacağına, senin kadar imanım olsaydı...” diyerek iltifat etmiştir.

Hasan Basri hayatının geri kalan kısmını Kuran Meali’ne vakfetmiştir. Yazdığı üç ciltlik Kuran Meali şu ana kadar yazılmış en güzel meal olma özelliğini korumaktadır.

Birçok hayır kurumunda aktif görev yapan, öğretmenlik yapıp talebe yetiştiren, haksızın karşısında, haklının yanında yer alan Hasan Basri Çantay, 4 Aralık 1964 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur. Vasiyeti üzerine, Edirne Kapı Şehitliği’ne defnedilmiştir.

Allah rahmet eylesin.

 
Geri

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile